Adjektiv

ungetrübt

bulutsuz, saf, bozulmamış, huzurlu

Wir genossen den ungetrübten Blick auf die Alpen.

Alpler'in bulutsuz manzarasının tadını çıkardık.

((sıfat olarak)) saf, bulutsuz Sevinci saf ve katıksızdı. Seine Freude war ungetrübt.

Eş anlamlılar: berrak, saf, sakin; Zıt anlamlılar: bulanık, dertli

un- (olumsuzluk) ön eki + trüben (bulandırmak) fiilinin geçmiş zaman ortacı olan getrübt'ten gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'bulandırılmamış'.

İngilizce 'un-troubled' (sorunsuz) gibi düşünün. Tamamen berrak ve sakin bir gökyüzü veya su hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.