Nomen

die Grenze

sınır, hudut, limit

Wir überquerten die Grenze zu Fuß.

Sınırı yürüyerek geçtik.

Jede Geduld hat ihre Grenze.

Her sabrın bir sınırı vardır.

Die Grenze zwischen Freundschaft und Liebe ist schmal.

Dostluk ve aşk arasındaki sınır incedir.

((bir şey)) arasındaki sınır die Grenze zwischen+3 İki ülke arasındaki sınır bir nehirdir.

((bir yer)) sınırında an der Grenze zu+3 İsviçre sınırında yaşıyor.

((bir şey)) için bir sınır koymak eine Grenze für+4 setzen Harcamalar için bir sınır koymalıyız.

Eş anlamlılar: Schranke, Limit; Zıt anlamlılar: Weite (genişlik), Unendlichkeit (sonsuzluk).

Orta Yüksek Almanca 'grenize' kelimesinden gelir, bu da Lehçe 'granica' ile kökteş olan bir Slav dilinden alınmıştır.

Sınırdan geçerken 'giren-çıkan' kontrol edilir. 'Grenze' kelimesi 'giren' kelimesini andırabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.