Adjektiv

geschädigt

hasarlı, zarar görmüş, mağdur

Das geschädigte Auto muss in die Werkstatt.

Hasarlı arabanın tamirhaneye gitmesi gerekiyor.

Der Geschädigte hat Anspruch auf Entschädigung.

Mağdurun tazminat hakkı vardır.

Sein Ruf wurde durch die Gerüchte geschädigt.

İtibarı dedikodular yüzünden zedelendi.

((Sıfat)) + İsim olarak Hasarlı (geschädigte) çatı onarılmalı.

((İsimleşmiş sıfat)) olarak Mağdur (der Geschädigte) tazminat alıyor.

Eşanlamlılar: beschädigt (hasarlı), verletzt (yaralı); Zıtanlamlılar: unbeschädigt (hasarsız), intakt (sağlam)

'schädigen' (zarar vermek) fiilinin geçmiş zaman ortacı, 'der Schaden' (zarar) kelimesinden gelir.

'Schaden' (zarar) kelimesinin geçmiş zaman ortacı 'ge-' önekiyle birleşerek 'zarar görmüş' anlamına geldiğini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.