verb

rush

acele etmek, koşmak, saldırmak

I had to rush to catch the train.

Treni yakalamak için acele etmek zorunda kaldım.

Don't rush your decision.

Kararını aceleye getirme.

They rushed him to the hospital.

Onu aceleyle hastaneye kaldırdılar.

((için -mek)) (-mek için) acele etmek Treni yakalamak için acele etmek zorunda kaldım.

((bir şeyi)) (bir şeyi) aceleye getirmek Kararını aceleye getirme.

((birini)) ((bir yere)) (birini) (bir yere) aceleyle götürmek Onu aceleyle hastaneye kaldırdılar.

Eş anlamlılar: acele etmek, fırlamak, koşturmak; Zıt anlamlılar: oyalanmak, beklemek

Orta İngilizce 'ruschen' kelimesinden, Anglo-Fransızca 'rusher'dan, kökeni belirsiz.

İnsanların 'yoğun saatte' (rush hour) nasıl acele ettiğini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.