noun

saloon

sedan, bar, salon

He drives a four-door saloon car.

Dört kapılı bir sedan araba kullanıyor.

They went for a drink in the saloon bar.

Saloon barda bir şeyler içmeye gittiler.

The passengers gathered in the ship's saloon.

Yolcular geminin salonunda toplandılar.

bir sedan (araba) ayrı bir bagajı olan bir araba He drives a four-door saloon car.

bir salon (bar) bir pub veya bar He went for a drink in the saloon bar.

bir salon (gemide) bir gemideki halka açık oda The passengers gathered in the ship's saloon.

Eş anlamlılar: (araba) sedan; (bar) pub, bar; (oda) lounge

Fransızca 'salon' (büyük oda) kelimesinden, o da İtalyanca 'salone' (büyük salon) kelimesinden, o da 'sala' (salon) kelimesinden gelir.

İngiliz İngilizcesinde 'saloon' en yaygın olarak bir araba türüdür (sedan). Amerikan 'Vahşi Batı salonu' imajı da güçlüdür, ancak birincil anlam farkına dikkat edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.