verb

shove

itmek, itelemek, tıkmak

He shoved me out of the way.

Beni kenara itti.

She shoved the book into her bag.

Kitabı çantasına tıkıştırdı.

((birini/bir şeyi)) itmek He shoved me out of the way.

((bir şeyi)) ((bir yere)) tıkmak/sokuşturmak She shoved the book into her bag.

Eş anlamlılar: push, thrust, jostle; Zıt anlamlılar: pull, draw

Orta İngilizce'deki 'shouven' kelimesinden gelir, Hollandaca 'schuiven' ve Almanca 'schieben' (itmek, kaydırmak) ile ilgilidir.

'Shove', 'push' kelimesinden daha kaba ve daha hızlı bir ses çıkarır. Aceleyle yanınızdan iterek geçen birini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.