noun

spark

kıvılcım

A single spark can start a forest fire.

Tek bir kıvılcım orman yangını başlatabilir.

I felt a spark of hope.

Bir umut kıvılcımı hissettim.

The comment sparked a heated debate.

Yorum, hararetli bir tartışmayı ateşledi.

((a spark of sth.)) bir ~ kıvılcımı bir deha kıvılcımı (a spark of genius)

((to spark sth.)) ~ı ateşlemek Karar, tartışmayı ateşledi. (The decision sparked controversy.)

Synonyms: kıvılcım, parıltı (isim); tetiklemek, kışkırtmak (fiil)

Proto-Cermen dilindeki *spark- kökünden gelir, 'parıldamak, saçmak' anlamındaki kelimelerle ilgilidir.

Küçük bir kıvılcım büyük bir yangın başlatabilir. Bu hem gerçek hem de mecazi anlamda geçerlidir, 'bir fikir kıvılcımı' gibi.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.