verb

strike

vurmak, grev yapmak, bulmak, aklına gelmek

The clock struck twelve.

Saat on ikiyi vurdu.

The workers are striking for better pay.

İşçiler daha iyi ücret için grev yapıyor.

They struck oil in the North Sea.

Kuzey Denizi'nde petrol buldular.

An idea suddenly struck me.

Aniden aklıma bir fikir geldi.

((bir şeye)) ((bir şeye)) vurmak The ball struck the window.

((bir şey için)) grev yapmak bir nedenle çalışmayı reddetmek İşçiler daha yüksek ücretler için grev yapıyor. The workers are striking for higher wages.

((bir şey)) ((birinin)) aklına gelmek birinin aklına gelmek Aklına bir fikir geldi. An idea struck him.

((bir şey)) bulmak bir şey keşfetmek Tepelerde altın buldular. They struck gold in the hills.

Synonyms: hit, beat, pound, walk out

Eski İngilizce 'strīcan' kelimesinden gelir, anlamı 'gitmek, hareket etmek, okşamak'.

Bir şimşek 'strike' (çarpması) hayal edin - aniden vurur, iş gibi şeyleri durdurabilir ve bir şeyler ortaya çıkarabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.