verb

struck

vurmak, çarpmak, etkilemek, grev yapmak

The lightning struck the tree.

Yıldırım ağaca çarptı.

A brilliant idea struck me.

Aklıma parlak bir fikir geldi.

He was struck by her beauty.

Güzelliğinden çok etkilendi.

The workers struck for better pay.

İşçiler daha iyi ücret için grev yaptı.

((biri/bir şey)) strike ((birine/bir şeye)) birine veya bir şeye vurmak The lightning struck the tree.

((bir fikir/düşünce)) strike ((birinin aklına)) bir fikrin aniden birinin aklına gelmesi A brilliant idea struck me.

be struck ((by sth.)) bir şeyden çok etkilenmek veya şaşırmak He was struck by her beauty.

((biri)) strike protesto olarak çalışmayı reddetmek The workers struck for better pay.

Eş anlamlılar (vurmak): hit, bashed; Eş anlamlılar (etkilemek): impressed, affected

Eski İngilizce'de 'gitmek, hareket etmek, sürtmek' anlamına gelen 'strican' kelimesinden türemiştir. 'Vurmak' anlamı buradan gelişmiştir.

'Struck', 'stuck' (sıkışmış) gibi ses çıkarır. Yıldırım veya bir fikir tarafından 'çarpıldıktan' sonra yerinizde 'sıkışıp kaldığınızı' hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.