adjective

disabling

sakat bırakan, güçten düşüren

He suffered a disabling injury in the accident.

Kazada sakat bırakan bir yara aldı.

Arthritis can be a disabling condition.

Artrit, sakat bırakan bir durum olabilir.

sakat bırakan + isim (engele neden olan bir şey) He suffered a disabling injury.

Eş anlamlılar: incapacitating, crippling, debilitating

'to disable' fiilinin şimdiki zaman ortacı. 'dis-' (değil) + 'able' (yapabilen) + '-ing'. Bir engele *neden olan* bir şeyi tanımlar.

'-ing' eki, bunun aktif bir nitelik olduğunu gösterir. 'disabling injury', birini *sakat bırakan* bir yaralanmadır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.