verb

distinguish

ayırt etmek, fark etmek, seçmek

It's hard to distinguish between the two twins.

İki ikizi birbirinden ayırt etmek zor.

He distinguished himself as a great leader.

Büyük bir lider olarak kendini gösterdi.

I could just distinguish a figure in the darkness.

Karanlıkta sadece bir silüet seçebildim.

((sth.)) ((from sth.)) bir şeyi bir şeyden ayırt etmek. Orijinali kopyasından ayırt etmek zor.

((between A and B)) A ile B arasını ayırt etmek. İki ses arasındaki farkı ayırt edebilir misin?

((oneself)) kendini göstermek, sivrilmek. Büyük bir lider olarak kendini gösterdi.

Synonyms: differentiate, discern, tell apart; Antonyms: confuse, mix up

Latince 'distinguere' (arada ayırmak) kelimesinden, 'dis-' (ayrı) ve 'stinguere' (delmek, işaretlemek) köklerinden gelir.

Bir şeyleri 'distinct' (belirgin) veya ayrı kılmayı düşünün. Bir şeyi diğerlerinden ayırt etmek için üzerine bir işaret koyarsınız.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.