adjective

fraught

dolu, gergin, endişeli

The journey was fraught with danger.

Yolculuk tehlikelerle doluydu.

There was a fraught silence in the room.

Odada gergin bir sessizlik vardı.

((sth. ile dolu)) (hoş olmayan bir şeyle) dolu Yolculuk tehlikelerle doluydu.

((gergin bir sth.)) endişeye neden olan veya hisseden Gergin bir sessizlik vardı.

Eş anlamlılar: charged, tense, filled; Zıt anlamlılar: calm, peaceful

Orta Hollandaca 'vracht' (kargo, navlun) kelimesinden gelir. Başlangıçta '(kargo) yüklü' anlamına gelirken, şimdi olumsuz bir şeyle 'dolu' anlamına gelir.

Sorunlarla 'dolu' (fraught) bir 'navlun' (freight) gemisi hayal edin. Benzer ses iyi bir bağlantı noktasıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.