verb

lure

cezbetmek, ayartmak

They use cheese to lure the mouse into the trap.

Fareyi tuzağa çekmek için peynir kullanıyorlar.

He was lured by the promise of easy money.

Kolay para vaadiyle kandırıldı.

((birini/bir şeyi)) ((bir yere)) çekmek Tilkiyi bir kafese çektiler. They lured the fox into a cage.

((birini/bir şeyi)) ((bir şeyle)) cezbetmek Onu zenginlik vaatleriyle cezbetti. She lured him with promises of wealth.

Eş anlamlılar: entice, tempt, attract, decoy; Zıt anlamlılar: repel, deter

Eski Fransızca'da bir şahini geri çağırmak için kullanılan bir şahinci aleti olan 'loirre'den gelmektedir.

Balık tutma 'yemini' (lure) düşünün. Fiil, o nesnenin yaptığını yapmak anlamına gelir: bir şeyi veya birini cezbetmek.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.