noun

redundancy

fazlalık, gereksizlik, işten çıkarma

The system has built-in redundancy for safety.

Sistemin güvenlik için yerleşik bir yedekliliği vardır.

He lost his job due to redundancy.

İşten çıkarma nedeniyle işini kaybetti.

Good writing avoids redundancy and repetition.

İyi bir yazı, fazlalıktan ve tekrardan kaçınır.

((redundancy)) ((in sth.)) (bir şeyde) fazlalık. İyi bir yazı, üslupta fazlalıktan kaçınır.

((to make sb. redundant)) (birini) işten çıkarmak. Şirket 50 işçiyi işten çıkardı.

Eş anlamlılar: surplus, excess, superfluity; Zıt anlamlılar: necessity, lack

Latince 'redundare' (taşmak) kelimesinden, 're-' (tekrar) + 'unda' (dalga). Dalgaların taşması imajından gelir.

Bir şeyin o kadar çok 'tekrarlandığını' düşünün ki artık bol ve gereksiz hale gelmiş.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.