noun

stain

leke, boya, namus lekesi

He has a coffee stain on his shirt.

Gömleğinde bir kahve lekesi var.

We used a dark stain for the wood floors.

Ahşap zeminler için koyu bir boya kullandık.

The scandal left a stain on his reputation.

Skandal, itibarı üzerinde bir leke bıraktı.

((on sth.)) üzerinde bir leke There's a stain on the carpet.

Eş anlamlılar: mark, spot, blemish (leke için); dye, pigment (boya için)

Eski Fransızca 'destaindre' (rengini gidermek) kelimesinden gelir, 'teindre' (boyamak) kelimesinin zıttıdır. Anlamı renk izi anlamına gelecek şekilde değişmiştir.

Dökülen bir içeceğin kıyafetinizde 'kalacağını' (stay in) ve bir iz bırakacağını hayal edin. Telaffuzu benzerdir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.