verb

tantalize

boşuna umutlandırmak, eziyet etmek, cezbetmek

The smell of food tantalized the hungry man.

Yemek kokusu aç adamı cezbediyordu.

Don't tantalize the dog with that treat.

O ödül mamasıyla köpeğe eziyet etme.

to tantalize ((sb.)) 〈with sth.〉 (birini) (bir şeyle) boşuna umutlandırmak The advertisement tantalized her with images of a tropical vacation.

Eş anlamlılar: tease, torment, tempt, entice

Yunan mitolojisindeki Tantalus'tan gelir. Tantalus, tam elinin altındaki meyve ve suya ulaşamamakla cezalandırılmıştır.

Asla sahip olamayacağı meyve ve suya sonsuza dek uzanan Tantalus'un hikayesini hatırlayın. Birini 'tantalize' etmek, ona bunu yapmaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.