noun

bar

bar, çubuk, engel, tezgah

Let's meet at the bar for a drink.

Bir şeyler içmek için barda buluşalım.

He bought a bar of chocolate.

Bir kalıp çikolata aldı.

The gate is locked with a metal bar.

Kapı metal bir çubukla kilitlenmiş.

Lack of experience is a bar to promotion.

Deneyim eksikliği terfi için bir engeldir.

a bar of ((sth.)) bir kalıp ((sth.)) He bought a bar of soap.

a bar to ((sth.)) ((sth.)) için bir engel His criminal record is a bar to employment.

Synonyms: pub, tezgah, çubuk, engel

Eski Fransızca'da 'kiriş, bariyer' anlamına gelen 'barre' kelimesinden türemiştir. Bu kelime fiziksel bir çubuk, bir tezgah ve mecazi bir engel anlamlarına gelmiştir.

'Bar' kelimesini uzun, düz bir nesne olarak düşünün. Bu, içkilerin servis edildiği tezgah, metal bir çubuk, bir kalıp çikolata ve mecazi bir 'engel' için geçerlidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.