noun

trouble

sorun, bela, sıkıntı, zahmet

I'm having trouble with my car.

Arabamla ilgili sorun yaşıyorum.

He is in trouble with the police.

Polisle başı dertte.

Don't cause any trouble.

Sorun çıkarma.

He took the trouble to help me.

Bana yardım etme zahmetine girdi.

((bir şey)) ile sorun yaşamak (bir şey) ile zorluk yaşamak Arabamla ilgili sorun yaşıyorum.

başı dertte olmak olumsuz sonuçları olan bir durumda olmak Polisle başı dertte.

sorun çıkarmak problem veya rahatsızlık yaratmak Sorun çıkarma.

((bir şeyi)) yapma zahmetine girmek (bir şeyi) yapmak için çaba göstermek Bana yardım etme zahmetine girdi.

Eş anlamlılar: difficulty, problem, issue, concern (zorluk, sorun, mesele, endişe)

Eski Fransızca'da 'rahatsız etmek, bulandırmak' anlamına gelen 'trobler' kelimesinden gelir. Kişinin huzurunu bozan bir şeyi ifade eder.

İşinizin 'iki katına' (double) çıktığını ve bunun 'sorun' (trouble) yarattığını hayal edin. Ses benzerliği hatırlamanıza yardımcı olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.