adjective

vain

kibirli, kendini beğenmiş, nafile, boşuna

He is very vain about his appearance.

Dış görünüşü konusunda çok kibirlidir.

It was a vain attempt to change her mind.

Onun fikrini değiştirmek için nafile bir girişimdi.

All our efforts were in vain.

Tüm çabalarımız boşa gitti.

to be vain about ((bir şey)) (bir şey) hakkında kibirli olmak He is vain about his looks.

in vain boşuna All their work was in vain.

Eş anlamlılar: (kibirli) conceited, narcissistic; (nafile) futile, useless; Zıt anlamlılar: (kibirli) modest, humble

Latince 'boş' anlamına gelen 'vanus' kelimesinden gelir.

'Kibirli' (vain) bir kişinin aynaya 'boşuna' (in vain) baktığını hayal edin. İki anlam da boşlukla bağlantılıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.