verb

blackmail

şantaj yapmak, tehdit etmek

He tried to blackmail her for money.

Ona para için şantaj yapmaya çalıştı.

She was blackmailed into signing the contract.

Sözleşmeyi imzalaması için ona şantaj yapıldı.

((birine)) şantaj yapmak Ona şantaj yapmaya çalıştı.

((birine)) ((bir şey için)) (birine) (bir şey) için şantaj yapmak Ona para için şantaj yapmaya çalıştı.

((birini)) ((bir şey yapmaya)) (birini) (bir şey yapmaya) zorlamak Sözleşmeyi imzalaması için ona şantaj yapıldı.

Eş anlamlılar: extort, threaten, coerce

'black' (kara) + 'mail' (posta/haraç). 'Mail', 'haraç' anlamına gelen eski bir kelimedir. 'Blackmail' aslında akıncılara ödenen bir haraçtı.

İçinde bir tehdit olan 'kara' bir mektup (mail) aldığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.