verb

acquit

beraat ettirmek, aklamak

The jury acquitted the defendant of all charges.

Jüri, sanığı tüm suçlamalardan beraat ettirdi.

She acquitted herself well in her new role.

Yeni rolünde kendini iyi bir şekilde akladı.

((birini)) ((bir şeyden)) beraat ettirmek The court acquitted him of the crime.

((kendini)) ((iyi/kötü/vb.)) göstermek The team acquitted themselves with honor.

Eş anlamlılar: absolve, exonerate, clear; Zıt anlamlılar: convict, condemn

Eski Fransızca 'acquiter' kelimesinden, 'a-' (yönelme) + 'quite' (özgür, temiz), Latince 'quietus' (huzurlu) kelimesinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'özgür bırakmak'.

Birini 'beraat ettirmek' (acquit), onun mahkemeyi 'terk etmesine' (quit) izin vermek, serbest bırakmaktır. Ya da yasal sorunları bittiği için 'sessizdir' (quiet).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.