noun

capacity

kapasite, hacim, yetenek, görev

The stadium has a seating capacity of 50,000.

Stadyumun 50.000 kişilik oturma kapasitesi var.

She has a great capacity for learning.

Onun öğrenme kapasitesi çok yüksek.

He attended in his capacity as director.

Toplantıya müdür sıfatıyla katıldı.

((bir şeyin)) kapasitesi (bir şeyin) alabileceği maksimum miktar The stadium has a seating capacity of 50,000.

((bir şeye)) yetenek (bir şeyi) yapma yeteneği She has a great capacity for learning.

((bir rol)) olarak (bir rol) sıfatıyla He attended in his capacity as director.

Eş anlamlılar: hacim, boyut, yetenek, potansiyel, rol

Latince 'capacitas' (genişlik) kelimesinden gelir, bu da 'capere' (almak, tutmak) kökünden türemiştir. 'Tutabildiği miktar' anlamına gelir.

Bir şehrin nüfusu için bir 'sınır' (cap) düşünün. 'Kapasite', o şehrin alabileceği maksimum miktardır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.