adjective

hectic

telaşlı, yoğun, hareketli

It was a very hectic day at the office.

Ofiste çok telaşlı bir gündü.

Life can get pretty hectic sometimes.

Hayat bazen oldukça yoğun olabilir.

The week before the wedding was hectic.

Düğünden önceki hafta çok yoğundu.

hectic bir ((isim)) yoğun bir (isim) a hectic schedule

((bir şey)) hectic ((bir şey)) çok yoğun My life is hectic.

Eş anlamlılar: busy, frantic, chaotic; Zıt anlamlılar: calm, peaceful, leisurely

Yunanca 'hektikos' (alışılmış) kelimesinden gelir, başlangıçta bir tür verem ateşini ifade ederdi. 'Ateşli bir şekilde meşgul' anlamı buradan gelişmiştir.

'Hectic' (telaşlı) bir günün, aktivitenin 'heat' (ısısı) ile dolu olduğunu hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.