verb

hold

tutmak, düzenlemek, içermek, sürdürmek

Please hold my hand.

Lütfen elimi tut.

The bottle holds one liter.

Şişe bir litre alır.

We will hold a meeting tomorrow.

Yarın bir toplantı düzenleyeceğiz.

Hold the line, please.

Lütfen hatta kalın.

((bir şeyi)) (bir şeyi) elinde tutmak She held the book tightly.

((bir şeyi)) (bir şeyi) içermek This jug holds two pints of water.

((bir şeyi)) (bir etkinliği) düzenlemek The school holds a festival every year.

Eş anlamlılar: grasp, clutch, contain, host

Eski İngilizce 'haldan' (tutmak, yönetmek) kelimesinden gelir. Temel fikir, bir şeyi kontrol altında tutmaktır.

Bir fincanı 'tutmayı' (hold) düşünün. Bu fikir, bir toplantı 'düzenlemeye' (hold) veya bir görüşü 'sürdürmeye' (hold) kadar uzanır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.