verb

indulge

şımartmak, zevkine varmak, kendini kaptırmak, hoşgörmek

She decided to indulge herself with a spa day.

Kendini bir spa günüyle şımartmaya karar verdi.

He tends to indulge his children too much.

Çocuklarını çok fazla şımartma eğilimindedir.

Don't indulge in self-pity.

Kendine acıma hissine kapılma.

((kendini)) <ile bir şey> kendini bir şeyle şımartmak Kendini yeni bir elbiseyle şımarttı.

((birini)) birini şımartmak Torunlarını şımartıyor.

((içinde bir şey)) bir şeye kendini kaptırmak Uzun bir öğle yemeğine kendilerini kaptırdılar.

Eş anlamlılar: pamper, spoil, gratify; Zıt anlamlılar: restrain, deny

Latince 'nazik olmak, taviz vermek' anlamına gelen 'indulgere' kelimesinden gelir.

Kendinize veya başkasına, bir parça çikolatanın tadını çıkarmak gibi özel bir zevk için izin verdiğinizi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.