noun

mannerism

tavır, üslup, yapmacıklık, alışkanlık

He has a peculiar mannerism of tapping his fingers.

Parmaklarını vurmak gibi tuhaf bir tavrı var.

Her nervous mannerisms became more obvious under stress.

Gergin tavırları stres altında daha belirgin hale geldi.

((a mannerism of -ing)) ... yapma huyu She has a mannerism of clearing her throat before speaking.

((sb.'s mannerisms)) birinin tavırları I find his mannerisms quite charming.

habit, quirk, idiosyncrasy, tic (alışkanlık, tuhaflık, kendine özgülük, tik)

'manner' (tavır) + bir uygulama veya özelliği belirten '-ism' ekinden oluşur. Bir şeyi yapmanın karakteristik bir şekli.

Bir 'mannerism', ayırt edici bir alışkanlık veya '-izm' haline gelmiş küçük, kişisel bir 'manner' (tavır) dır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.