Verb

aus|handeln

müzakere etmek, pazarlık etmek, kararlaştırmak

Wir müssen einen neuen Vertrag aushandeln.

Yeni bir sözleşme üzerinde müzakere etmeliyiz.

Sie handelten einen guten Preis aus.

İyi bir fiyat için pazarlık ettiler.

Die Gewerkschaft will bessere Bedingungen aushandeln.

Sendika daha iyi koşullar için müzakere etmek istiyor.

((et4)) ((mit+3)) (biriyle3) (bir şeyi4) müzakere etmek Müşteriyle sözleşmeyi müzakere etti.

((et4)) (bir şeyi4) müzakere etmek Taraflar bir uzlaşma müzakere ettiler.

Eş anlamlılar: verhandeln, vereinbaren

`aus-` (dışarı, sonuna kadar) öneki ve `handeln` (hareket etmek, ticaret yapmak) fiilinden gelir. Bir anlaşmaya varana kadar 'pazarlık etmek' anlamına gelir.

İki tarafın bir anlaşma ile 'dışarı' (`aus`) çıkana kadar karşılıklı 'ticaret' (`handeln`) yaptığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.