fein
Çeviri
ince, hassas, kaliteli, hoş
Örnekler
Das ist ein feiner Stoff.
Bu kaliteli bir kumaş.
Sie hat ein feines Gehör.
Onun hassas bir işitme duyusu var.
Das hast du fein gemacht.
Bunu güzel yaptın.
Dilbilgisi Kalıpları
yüklem olarak: iyi, hoş Das hast du fein gemacht.
sıfat olarak: kaliteli, ince Das ist ein feiner Unterschied.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: zart (narin), delikat (lezzetli), gut (iyi); Zıt anlamlılar: grob (kaba), rau (pürüzlü)
Etimoloji
Eski Yüksek Almanca'daki 'fīn' (rafine) kelimesinden gelir ve Fransızca 'fin' ile ilişkilidir.
Hafıza İpuçları
İngilizce'deki 'fine' kelimesini düşünün, 'fine dining' (kaliteli yemek) gibi. Yüksek kalite veya incelik anlamını taşır.