Adjektiv

gefälscht

sahte, taklit

Der Geldschein war eindeutig gefälscht.

Banknot açıkça sahteydi.

Sie benutzte einen gefälschten Ausweis.

Sahte bir kimlik kullandı.

Die Unterschrift auf dem Dokument ist gefälscht.

Belgedeki imza sahte.

((Sıfat)) sahte Gefälschte Produkte sind von schlechter Qualität.

((Yüklem)) sahtedir Bu imza gefälscht.

Eş anlamlılar: unecht (gerçek olmayan), nachgemacht (taklit), imitiert (taklit); Zıt anlamlılar: echt (gerçek), authentisch (otantik), original (orijinal)

'Sahtesini yapmak' anlamına gelen 'fälschen' fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve 'yanlış, sahte' anlamına gelen 'falsch' sıfatından gelir.

İngilizce'deki 'false' kelimesine çok benziyor. 'Gefälscht' olan bir şey 'sahte' yapılmıştır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.