Verb

pressen

basmak, sıkmak, sıkıştırmak, acele ettirmek

Er presst den Saft aus der Orange.

Portakaldan suyu sıkıyor.

Die Zeit presst, wir müssen uns beeilen.

Zaman daralıyor, acele etmeliyiz.

Sie presste das Buch an ihre Brust.

Kitabı göğsüne bastırdı.

((et4)) ((aus+3)) ...3'den ...4'ü sıkmak Er presst den Saft aus der Orange.

((et4)) ((an/gegen+4)) ...4'ü ...4'e bastırmak Sie presste das Buch an ihre Brust.

((şahıssız)) zaman daralmak Die Zeit presst.

drücken (bastırmak), quetschen (ezmek)

Eski Yüksek Almanca 'pressan' kelimesinden gelir, İngilizce 'press' ile kökteştir.

Bir meyveden suyunu 'preslemek' veya zaman tarafından 'preslenmek' (sıkıştırılmak) gibi düşünün. İngilizce kelimeyle bağlantısı çok açıktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.