Verb

trüben

bulandırmak, karartmak, bozmak

Der Regen trübt das Wasser.

Yağmur suyu bulandırıyor.

Die Nachricht trübte seine Stimmung.

Haber onun moralini bozdu.

Der Himmel trübt sich.

Gökyüzü bulutlanıyor.

((et4)) bir şeyi bulandırmak/karartmak Bu haber onun keyfini trübte.

sich trüben bulanmak/kararmak Gökyüzü trübt sich.

Eş anlamlılar: karartmak, kötüleştirmek; Zıt anlamlılar: berraklaştırmak, aydınlatmak

'trüb' (bulanık, kasvetli) sıfatından türemiştir.

İngilizce 'trouble' (sorun) kelimesini düşünün. Bir sorun olduğunda, işler 'trüb' (bulanık, kasvetli) hale gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.