Verb

hadern

mücadele etmek, tereddüt etmek, yakınmak

Er hadert mit seinem Schicksal.

Kaderiyle mücadele ediyor.

Sie haderte lange mit der Entscheidung.

Karar konusunda uzun süre tereddüt etti.

((mit+3)) bir şeyle mücadele etmek Er hadert mit seiner Entscheidung.

Eşanlamlılar: zögern, zweifeln, klagen; Zıtanlamlılar: akzeptieren, annehmen

Orta Yüksek Almanca'da 'kavga etmek' anlamına gelen 'hadern' kelimesinden gelir.

Bir şeyle 'zor' zamanlar geçirdiğinizi düşünün, bu biraz 'hadern' gibi geliyor. İçsel bir mücadeleyi veya hoşnutsuzluğu tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.