Nomen

die Inhaltsleere

boşluk, içeriksizlik, anlamsızlık

Die Inhaltsleere seiner Rede war offensichtlich.

Konuşmasının içeriksizliği barizdi.

Sie spürte eine große Inhaltsleere in ihrem Leben.

Hayatında büyük bir boşluk hissediyordu.

die Inhaltsleere ((et2)) (bir şeyin2) içeriksizliği Konuşmasının içeriksizliği barizdi.

Eş anlamlılar: die Leere, die Nichtigkeit, die Substanzlosigkeit; Zıt anlamlılar: der Inhalt, die Fülle

'Inhalt' (içerik) + '-s-' (bağlama öğesi) + 'Leere' (boşluk) kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamıyla 'içerik-boşluğu'.

Bunu 'Inhalt' (içerik) ve 'Leere' (boşluk) olarak ikiye ayırın. Basitçe içerikten yoksun olma durumunu ifade eder.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.