Adjektiv

vorgezogen

tercih edilen, öne alınmış, erken

Der vorgezogene Termin passt mir besser.

Öne alınmış randevu bana daha çok uyuyor.

Er erhält eine vorgezogene Rente.

Erken emekli maaşı alıyor.

[niteleme sıfatı] + İsim Öne alınmış uçuş saat 6'da kalkıyor.

Eş anlamlılar: bevorzugt, früher, vorzeitig; Zıt anlamlılar: aufgeschoben, nachrangig

'vor-' (öne) ve 'ziehen' (çekmek) fiilinin geçmiş zaman ortacı olan 'gezogen' kelimesinden gelir. Kelimenin tam anlamı 'öne çekilmiş' demektir.

Bir şeyi tercih ettiğiniz veya daha erken istediğiniz için bir sıradan 'öne' ('vor-') 'çektiğinizi' ('ziehen') hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.