Verb

prägen

şekil vermek, etkilemek, (para) basmak, damgasını vurmak

Diese Erfahrung hat ihn geprägt.

Bu deneyim onu şekillendirdi.

Die Regierung wird neue Münzen prägen.

Hükümet yeni madeni paralar basacak.

Er prägte einen neuen Begriff.

Yeni bir terim yarattı.

((birini/bir şeyi)) prägen (birini/bir şeyi) şekillendirmek/etkilemek Çocukluk insanı şekillendirir.

((bir şeyi)) prägen (bir şeyi) basmak Bir hatıra parası basıyorlar.

Eş anlamlılar: formen (biçimlendirmek), beeinflussen (etkilemek), gestalten (şekillendirmek)

Baskı veya presleme ile ilgilidir. Bir presin bir şeye bir şekil 'bastığını' düşünün.

Tıpkı deneyimlerin bir kişiliği 'şekillendirmesi' ('prägen') gibi, kalıcı bir iz veya izlenim bırakan bir matbaa ('prägen') hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.