Adjektiv

belastet

yüklü, stresli, kirlenmiş, borçlandırılmış (hesap)

Ich fühle mich heute sehr belastet.

Bugün kendimi çok yüklü hissediyorum.

Das Wasser ist mit Chemikalien belastet.

Su, kimyasallarla kirlenmiş.

Sein Konto wurde mit 100 Euro belastet.

Hesabından 100 avro çekildi.

((biri)) kendini ~ hissediyor biri kendini yüklü hissediyor Ich fühle mich heute sehr belastet.

((bir şey)) ((bir şey ile)) ~ bir şey bir şey ile kirlenmiş Das Wasser ist mit Chemikalien belastet.

Eş anlamlılar: stresli, bunalmış, kirlenmiş; Zıt anlamlılar: rahatlamış, yüksüz, kaygısız

'belasten' fiilinin geçmiş zaman ortacı. 'be-' + 'Last' (yük). Yüklenmiş olma durumunu tanımlar.

'belastend' (yorucu) bir durum sizi 'belastet' (yüklü/stresli) hissettirir. Bunu bir neden-sonuç ilişkisi olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.