Adjektiv

eingessen

eskiden beri oturan, yerleşik, köklü

Er ist ein eingessener Bewohner des Dorfes.

O, köyün yerleşik bir sakinidir.

Das ist eine alte, eingessene Tradition.

Bu eski, köklü bir gelenektir.

eingessen + İsim (bir isimden önce sıfat olarak) O, bu şehrin eingessener Bürger'idir (yerleşik bir vatandaşıdır).

etabliert (yerleşmiş), verwurzelt (köklü), traditionell (geleneksel)

'ein-' (içine) ve 'sitzen' (oturmak) fiilinin geçmiş zaman ortacı 'gesessen' kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamı 'içine oturmuş' demektir.

Birinin bir yerde o kadar uzun süre 'oturduğunu' (gesessen) hayal edin ki, oranın 'içine' (ein-) işlemiş, yerleşik hale gelmiş.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.