Verb

rechtfertigen

haklı çıkarmak, gerekçelendirmek, meşrulaştırmak

Er versucht, sein Handeln zu rechtfertigen.

Eylemlerini haklı çıkarmaya çalışıyor.

Der Zweck rechtfertigt nicht die Mittel.

Amaç, araçları meşru kılmaz.

Sie rechtfertigte sich vor dem Chef.

Patronun önünde kendini savundu.

((et4)) rechtfertigen bir şeyi haklı çıkarmak Amaç, araçları meşru kılar.

((sich4)) ((vor+3)) rechtfertigen birinin önünde kendini savunmak Patronun önünde kendini savundu.

((et4)) ((mit+3)) rechtfertigen bir şeyi bir şeyle haklı çıkarmak Yokluğunu bir hastalıkla gerekçelendirdi.

Eş anlamlılar: begründen, verteidigen; Zıt anlamlılar: anklagen, beschuldigen

'recht' (doğru, haklı) ve 'fertig' (hazır, bitmiş) kelimelerinden oluşur. Kelimenin tam anlamıyla 'haklı kılmak'.

Eylemlerinizi başkalarının gözünde 'recht' (doğru) ve 'fertig' (tamamlanmış) hale getirdiğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.