ein|schränken
Çeviri
sınırlamak, kısıtlamak, azaltmak
Örnekler
Wir müssen unsere Ausgaben einschränken.
Harcamalarımızı kısmak zorundayız.
Das neue Gesetz schränkt die Rechte der Bürger ein.
Yeni yasa vatandaşların haklarını kısıtlıyor.
Er musste sich bei seiner Ernährung stark einschränken.
Beslenmesinde kendini ciddi şekilde kısıtlamak zorunda kaldı.
Dilbilgisi Kalıpları
((bir şeyi)) sınırlamak Maliyetleri sınırlamak zorundayız.
((kendini)) ((bir konuda)) kısıtlamak Yeme konusunda kendini kısıtlıyor.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
'ein-' (içine) + 'schränken' ('Schrank', dolap ile ilgili). Bir şeyi alanını sınırlamak için 'bir dolabın içine' koymayı hayal edin.
Hafıza İpuçları
'Schrank' (dolap) kelimesini düşünün. 'einschränken' bir şeyi küçük bir dolaba kilitlemek gibidir.