noun

stake

kazık, bahis, hisse, menfaat

He hammered a wooden stake into the ground.

Yere tahta bir kazık çaktı.

The stakes are very high in this game.

Bu oyunda bahisler çok yüksek.

She has a 20% stake in the business.

İşletmede %20'lik bir hissesi var.

((isim)) yere çakılan sivri uçlu bir kazık. He tied the dog to a stake.

((isim)) bir sonuç üzerine riske atılan para. The stake was £100 for the horse race.

((isim)) ((in sth.)) bir şeydeki pay veya menfaat. They bought a stake in the company.

Kazık: post, pole; Bahis: bet, wager; Hisse: share, interest

Eski İngilizce 'staca' (iğne, kazık) kelimesinden gelir. Finansal anlamı, bir kazanan tarafından alınmak üzere bir şeyi 'bir direğin üzerine' koyma fikrinden gelir.

Topraktaki payınızı (stake) talep etmek için yere bir kazık (stake) çaktığınızı veya her şeyi bir bahse (stake) yatırdığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.