noun

tenure

görev süresi, kadro, zilyetlik

He had a long tenure as prime minister.

Başbakan olarak uzun bir görev süresi vardı.

She was granted tenure at the university.

Üniversitede kadroya alındı.

((birinin sth. olarak tenure'ı)) (birinin) bir görevi yürüttüğü dönem He had a long tenure as prime minister.

((tenure verilmek)) kadroya alınmak She was granted tenure at the university.

Eş anlamlılar: görev süresi, dönem, zilyetlik, daimi pozisyon

Eski Fransızca 'tutmak' anlamına gelen 'tenir' kelimesinden, o da Latince 'tutmak' anlamına gelen 'tenere'den gelir. Temel fikir bir pozisyonu 'tutmaktır'.

'Ten' (on) ve 'year' (yıl) düşünün. Birinin görev süresi, bir pozisyonu 'tuttuğu' 'on yıl' (veya ne kadar sürerse)dır. 'ten-' kökü 'tutmak' anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.