verb

cripple

sakatlamak, felç etmek, çökertmek

The sanctions crippled the country's economy.

Yaptırımlar ülke ekonomisini felç etti.

A lack of funding crippled the project.

Finansman eksikliği projeyi sekteye uğrattı.

((bir şeyi/birini)) (bir şeyi/birini) felç etmek, çökertmek Yaptırımlar ülke ekonomisini felç etti.

Eş anlamlılar: disable, paralyse, hamstring, weaken; Zıt anlamlılar: strengthen, enable, empower

Eski İngilizce'de 'sürünmek' anlamına gelen *crēopan* ile ilişkili olan *crypel* kelimesinden gelir. Fikir, sadece sürünebilen bir kişidir.

Bir sistemi 'çökerten' (cripples) ve hasarı yayan bir 'dalgalanma' (ripple) etkisi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.