noun

delicacy

lezzetli yiyecek, incelik, hassasiyet, nezaket

Smoked salmon is a real delicacy.

Somon füme gerçek bir lezzettir.

The delicacy of the lace was amazing.

Dantelin inceliği harikaydı.

This is a matter of great delicacy.

Bu çok hassasiyet gerektiren bir mesele.

((bir lezzet)) nadir veya pahalı bir yiyecek Smoked salmon is a real delicacy.

((inceliği)) ((bir şeyin)) ince veya kırılgan olma niteliği The delicacy of the lace was amazing.

((büyük bir hassasiyet)) ((meselesi)) incelik gerektiren bir durum This is a matter of great delicacy.

Synonyms: (yiyecek) özel yemek; (nitelik) incelik, kırılganlık, nezaket; Antonyms: (nitelik) kabalık, sağlamlık

Latince 'çekici, hoş' anlamına gelen 'delicatus' kelimesinden gelir. 'delicate' sıfatının isim halidir.

'delicate' (narin) olan şeyleri düşünün: lezzetli bir yiyecek (delicacy), ince bir nitelik (incelik), hassas bir durum (nezaket meselesi).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.