adjective

embarrassed

utanmış, mahcup

I felt so embarrassed when I forgot his name.

Onun adını unuttuğumda çok utanmıştım.

She was too embarrassed to admit her mistake.

Hatasını itiraf edemeyecek kadar utanmıştı.

((bir şeyden)) utanmak bir şeyden utanç duymak Eski fotoğrafımdan utanmıştım.

((bir şey yapmaktan)) utanmak bir şey yapmaktan rahatsızlık duymak Yardım istemekten utanmıştı.

Synonyms: ashamed, self-conscious, awkward; Antonyms: proud, confident

Fransızca 'embarrasser' (engellemek) kelimesinden, 'em-' (içine) + 'barre' (çubuk). Kelimenin tam anlamıyla, yola bir çubuk koymak.

Bir 'bara konulduğunuzu' veya parmaklıklar ardında olduğunuzu hayal edin, bu durum sizi kapana kısılmış ve garip hissettirir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.