noun

racket

raket, gürültü, dalavere, üçkağıtçılık

I need a new tennis racket.

Yeni bir tenis raketine ihtiyacım var.

Stop making such a racket!

Bu kadar gürültü yapmayı kes!

The police broke up the protection racket.

Polis, haraç çetesini çökertti.

((bir tenis/squash/badminton raketi)) bir spor için raket Yeni bir squash raketi aldım.

((gürültü yapmak)) çok gürültü yapmak Çocuklar üst katta gürültü yapıyordu.

((bir haraç/uyuşturucu şebekesi)) yasadışı bir iş Bir uyuşturucu şebekesine karışmıştı.

Eş anlamlılar: (gürültü) patırtı, şamata; (yasadışı iş) dolandırıcılık, hile

Fransızca 'raquette' (avuç içi) kelimesinden gelir. 'Gürültü' anlamı muhtemelen yansıma bir sözcüktür. 'Yasadışı iş' anlamı 1920'lerden kalmadır.

Bir tenisçinin 'raketiyle' (racket) yasadışı bir 'dalaverenin' (racket) parçası olarak büyük bir 'gürültü' (racket) yaptığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.