verb

rap

vurmak, rap yapmak, azarlamak

He rapped on the door with his knuckles.

Kapıyı parmak eklemleriyle vurdu.

She loves to rap to her favorite songs.

En sevdiği şarkılara rap yapmayı seviyor.

The boss rapped him for being late.

Patron geç kaldığı için onu azarladı.

((on/at sth.)) (bir şeye) sertçe vurmak Pencereye vurdu.

((about sth.)) (bir şey) hakkında rap yapmak Sanatçı sosyal konular hakkında rap yaptı.

((sb.)) ((for sth./-ing)) (bir şey) için (birini) eleştirmek veya suçlamak Kötü performansı nedeniyle azarlandı.

Eş anlamlılar: (vurmak) tıklatmak; (azarlamak) fırça atmak

'Vurmak' anlamı yansımalıdır. Müzik anlamı 'konuşmak, sohbet etmek' argo teriminden gelir.

Bir kapıya vuruşun 'takırtısını' (rap), bir ritmin 'rap'ini ve sert bir eleştirinin 'azarını' (rap) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.