verb

save

kurtarmak, biriktirmek, kaydetmek, tasarruf etmek

He saved the child from the fire.

Çocuğu yangından kurtardı.

I save money every month.

Her ay para biriktiririm.

Save your work before you close it.

Kapatmadan önce çalışmanı kaydet.

Save some cake for me.

Bana biraz kek ayır.

((sb./sth.)) ((from sth.)) (birini/bir şeyi) (bir şeyden) kurtarmak He saved the child from the fire.

((sth.)) (para gibi bir şeyi) biriktirmek I save money every month.

((sth.)) (veri gibi bir şeyi) kaydetmek Save your work before you close it.

((sth.)) ((for sb.)) (biri için) (bir şey) ayırmak Save some cake for me.

Eş anlamlılar: rescue, protect, preserve; Zıt anlamlılar: spend, waste, endanger

Eski Fransızca 'sauver' kelimesinden, o da 'güvenli hale getirmek' anlamına gelen Geç Latince 'salvare'den gelir.

Birini 'kurtarmak' için bir can simidi, para 'biriktirmek' için bir kumbara ve bir dosyayı 'kaydetmek' için bir disket simgesi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.