verb

bark

havlamak, ağaç kabuğu, bağırmak

My dog barks when the mail arrives.

Posta geldiğinde köpeğim havlar.

The bark of this old oak tree is thick.

Bu yaşlı meşe ağacının kabuğu kalındır.

'Get out!' he barked at the intruder.

"Dışarı!" diye davetsiz misafire bağırdı.

((hayvan)) havlar kısa, yüksek bir ses çıkarmak The neighbor's dog barks all night.

((hayvan)) ((birine/bir şeye)) havlar birine veya bir şeye doğru havlamak The dog always barks at the mail carrier.

Eşanlamlılar: ulumak (fiil); deri (isim)

Fiil Eski İngilizce 'beorcan' kelimesinden gelir. İsim (ağaç kabuğu) Eski Norsça 'bǫrkr' kelimesinden gelir. Kökenleri farklıdır.

Bir köpeğin o kadar yüksek sesle 'havladığını' (barking) hayal edin ki bir ağacın 'kabuğunu' (bark) soyuyor. Bu şekilde iki anlamı birleştirebilirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.