verb

weave

dokumak, örmek, kıvrılarak gitmek, kurgulamak

She can weave beautiful baskets from reeds.

Sazlardan güzel sepetler örebiliyor.

The car had to weave through heavy traffic.

Araba yoğun trafikte kıvrılarak ilerlemek zorundaydı.

He weaves complex plots in his novels.

Romanlarında karmaşık olay örgüleri kurguluyor.

((sth.)) 〈from/out of sth.〉 (...den) ... dokumak She weaves cloth from wool.

((through/between sth.)) (...nın arasından) kıvrılarak gitmek He weaved through the crowd.

((sth.)) 〈into sth.〉 (...yı) (...ya) işlemek She weaves personal stories into her songs.

Eş anlamlılar: knit, braid, zigzag, construct

Eski İngilizce'de 'dokumak' anlamına gelen 'wefan' kelimesinden gelir. Almanca 'weben' ile ilişkilidir.

Bir örümceğin ağını (web) 'dokuduğunu' veya bir arabanın kumaştan geçen bir iplik gibi trafikte 'kıvrılarak ilerlediğini' hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.