adjective

bound

kesin, kaçınılmaz, -e giden, bağlı

You are bound to feel nervous before the exam.

Sınavdan önce gergin hissetmen kaçınılmaz.

This train is bound for New York.

Bu tren New York'a gidiyor.

He was bound by his promise.

Sözüyle bağlıydı.

be bound ((to-inf)) (bir şeyi) yapması kesin olmak It's bound to rain later.

be bound ((for a place)) (bir yere) gitmekte olmak The ship is bound for the Caribbean.

be bound ((by sth.)) (bir şeyle) bağlı olmak We are bound by the terms of the contract.

Synonyms (kesin): sure, destined; (bağlı): fastened

Eski Norsça 'búinn' kelimesinden gelir, 'búa' (hazırlamak) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Ayrıca 'bind' (bağlamak) fiilinin geçmiş zaman ortacından da etkilenmiştir.

Bir yere 'bound for' iseniz, o hedefe bağlısınız demektir. Bir şey 'bound to happen' ise, kaderi o sonuca bağlıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.